Anasayfaya Dön
Bize Yazın
Video Galeri
Facebook
Twitter
Instagram

 
SURİYELİ HASTALARDAN ONAM NASIL ALINACAK ?

11.01.2018   400
Facebook Paylaş
 
 
 


Stj Av.Dr. Cengiz BAYRAM : ''Bu hafta içinde Çocuk Hastanesinde Neonatoloji Uzmanı meslektaşımın  çok haklı olarak bana sorduğu ve benzer sorunları herkesin yaşadığı bir konu üzerinde durmak istiyorum.'' Suriyeli hastalardan Aydınlatılmış onam nasıl alınır ?

Hekimlerin ve Hastanelerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinden birisi de aydınlatılmış onam alınmasıdır. Hekim ve sağlık kuruluşunun tedavide %100 başarı garantisi vermesi söz konusu değildir. Ancak burada bir vekalet ilişkisi olduğu için gerekli özeni gösterdiğini ispat etmek zorundadır. Bunun en önemli parçalarından birisi de aydınlatılmış onamdır.

 Anayasamızda  Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi utulamaz.’’ düzenlemesi yapılmıştır. Burada herkes derken uyruğu ne olursa olsun tüm insanları kastetmektedir. Suriyeli misafirlerimiz de bu anayasal haktan yararlanmaları doğaldır.

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olmasının şartlarından birisi de hastadan müdahale öncesi aydınlatılması ve rızasının alınması ile olur. Hastanın yapılacak müdahaleye rızası hekimin fiilini hukuka uygun hale getirir.

 Geçici korunma altında olan ve özellikle bölgemizde sayıları çok artan Suriyeli misafirlerimize yönelik yapılan tıbbi tedavilerde onam alınması hekimler için ayrı bir sorun haline gelmiştir. Özellikle dil problemi ve bundan daha önemlisi özellikle çocuklarda yanlarında hiçbir yakınlarının olmadan hastaneye getirilmesi ve tedaviye başlama durumu ciddi bir problem haline gelmiştir.

  Hukukumuzda aydınlatılma ile ilgili olarak hukuki mevzuat Türk Deontoloji Tüzüğü m. 14/2,Hasta Hakları Yönetmeliği  m. 15 ve 31/1,Hekimin Meslek Etiği Kuralları m.26 da tanımlanmıştır.

 

Biz burada bu tür hastaları üç ayrı kategoriye ayırarak inceleyeceğiz.

 

1-Acil hal nedeniyle hastaneye gelen şuuru kapalı ve yoğun bakım ve/veya  ameliyat gereği olan yanında bir yakını olmayan erişkin ya da bebek hastalar

2-Acil hal nedeniyle hastaneye gelen şuuru kapalı ve yoğun bakım ve/veya  ameliyat gereği olan yanında bir yakını/vasisi  olan  erişkin ya da bebek hastalar

3-Acil hal gerektirmeyen şuuru açık erişkin hastalar ya da aileleri ya da bir yakınları yanında olan hastalar

1-Acil hal nedeniyle hastaneye gelen şuuru kapalı ve yoğun bakım ve/veya  ameliyat gereği olan yanında bir yakını olmayan erişkin ya da bebek hastalarda Borçlar Hukukumuzdaki Vekaletsiz İş Görme Hükümleri geçerlidir.  Bu tıbbi müdahale, “vekaletsiz işgörme” hükmündedir (TBK. m. 526).Hasta-hekim buluşması her zaman hastanın başvurusuyla olmaz. Bazı durumlarda hastanın isteği dışında da bir buluşma söz konusu olabilir. Hekimlik sorumluluğu gerektiren, kamusal nitelikli bir meslektir. Hekim, her yerde, her zaman, her durumda tıbbi yardımda bulunmak zorundadır. Görev ve çalışma yeri dışında sıradan bir insan gibi bulunduğu yerde, yolda, yolculukta, çarşıda pazarda, alış veriş merkezlerinde, eğlence yerlerinde kalp krizi geçiren, ağır yaralanan bir kimseye hemen tıbbi yardımda bulunmak zorundadır. Eğer ilgisiz kalırsa, kimliğini gizlerse, yardımdan kaçınırsa meslek ahlakına aykırı hareket etmiş, bir tür haksız fiil işlemiş olur. Hekimin bu biçimde, arada sözleşme ilişkisi kurulmaksızın, hastaya tıbbi yardımda bulunulmasına “vekaletsiz iş görme” denilmektedir. Dolayısıyla, hekim hastasının iradesine dayanmaksızın ve fakat Vekâletsiz iş görmede, hastanın istek ve iradesi dışında, hekim yönünden sözleşme dışı “zorunluluk durumu” söz konusudur. Hastaya zorunlu olarak yardım eden (vekâletsiz iş gören) hekim, hastanın kendine gelmesinden sonra, hasta veya yakınları onun tedaviyi sürdür esini isterlerse, vekâletsiz İş görme durumu, hekimlik (tedavi) sözleşmesine dönüşmüş olur. Burada hekim kendini hastanın veya hastanın vasisi yerine koyarak onlar olsaydı ne yapardı ve mantıklı olarak da  izin verirdi düşüncesiyle hastaya gerekli tıbbi müdahaleyi yapmak zorundadır. O nedenle bu hastalara müdahale yapmak için kimseden izin alınmak zorunda değildir. Ancak burada yapılması gereken bu durumu tutanak ile ve mümkün ise birden fazla kişinin imzası ile kayıt altına alınması gerekir.  

2-Acil hal nedeniyle hastaneye gelen şuuru kapalı ve yoğun bakım ve/veya  ameliyat gereği olan yanında bir yakını/vasisi  olan  erişkin ya da bebek hastalarda Tercüman yanlarında ise Tercüman aracılığı ile durum anlatılır ve onam alınır. Burada tercümanın da şahit olarak imzasının alınması şarttır. Burada acil bir durum olmasına rağmen hekim yakını izin vermez ise müdahalesini Vekaletsiz İş Görme hükümlerine gerçekleştirir sonra da mahkemeye durumu bildir.

3-Acil hal gerektirmeyen şuuru açık erişkin hastalar ya da aileleri ya da bir yakınları yanında olan hastalarda mutlaka yine Tercüman eşliğinde ve yazılı olarak tercümanı da şahit yazarak aydınlatılmış onam alınır. Durum acil olmadığı için kişi onam vermezse Çocuğun vasisi de izin vermez ise işlem yapılmaz. Kural olarak hastanın tedaviyi reddetme hakkı bulunmaktadır. Fakat iradesini açılma yeteneği bulunmayanlar bakımından mevzuatımız özel hükümler düzenlemiştir. Buna göre küçüğün anne ve babası, küçüğe ilişkin bir tedaviyi reddetme hakkı bulunmamaktadır.

 

Ne Zaman Aydınlatılmış Onam Gerekmez

 

1-Tıbbi zorunluluk Halinde. Örneğin boğazına yabancı cisim kaçmış bir kimse şuuru kapalı burada kişi şuuru açık olsaydı izin vereceği kabul edilerek davranılır ve onam gerekmez. Yine Yargıtayın verdiği bir kararda taş ameliyatı şeklinde başlayan ameliyatta böbreğin alınması gerektiği için alındığını Yargıtay aydınlatılmış onamda yazmamasına rağmen hukuka uygun olarak kabul etmiştir. (Yargıtay 4.HD 5/3/1971 1970/10853 e 1971/2096 sayılı karar)

2-Hastanın hastalığı konusunda aydınlatılmayı istemediği durumlar ve aydınlatılmaya gerek olmayan hallerde

Hastaya bilgi verilmesinin caiz olmadığı haller Hasta Hakları Yönetmeliği madde 19 da düzenlenmiştir.

Hastaya verilecek bilgilerin gerektiğinde tercüman kullanarak hastanın anlayabileceği şekilde ve mümkün olduğu kadar tıbbi kelimelerden uzak şekilde olmalıdır.

Onam formu kişi 18 yaşın üzerinde ve kısıtlı değil ise mutlaka kendisinden alınmalıdır. Uygulamada yaptığımız en önemli hatalardan birisi budur. Kişinin eşinden ya da yakınlarından onam alıyoruz. Bu durum bile tek başına tazminat sebebidir.

Engellilerin aydınlatılması ile ilgili mevzuat Hasta Hakları Yönetmeliği m 24/3 de çocuklar ile ilgili olanlar ise Hasta Hakları Yönetmeliği m24/2 de rıza verilmediği durumlarda ise örneğin acil ameliyat gerekiyor ama aile izin vermiyor sa bu durumda da Hasta Hakları Yönetmeliği m 24/4 deki  ve Türk Borçlar Kanunu m 346 ve 487 deki uygulamaları yapmamız gerekiyor.

Unuttuğumuz en önemli konulardan biri de imzalanan formun bir örneğinin de hastaya verilmemesi durumudur. Bu konuyu da ispat yükümlülüğü biz hekimlerde ve sağlık kuruluşlarındadır. Borçlar kanunumuz m.112 gereği “kusurlu olmadığını ispat borçluya aittir” der.Birçok Yargıtay kararında hekim ve sağlık kuruluşu suçlu bulunmuş buna sebep olarak hasta tetanoz aşısı yaptırmak istememiş ancak bu kayıt altına alınmamış,hastaya onamda olmayan komplikasyonlar gelişmiş,hasta 2li 3lü test yaptırmak istememiş ancak hekim bunu kayıt altına almamış ve bu durumu ispat edememiştir.

En önemli kurallardan biri onam alırken elektif vakalarda mümkünse bir gün önceden ama bu mümkün değilse  ameliyat günü ise mutlaka saati de yazarak mutlaka hekim tarafından anlatılarak ve her hastalık ve yapılacak işlem için ayrıntılı olarak ve hastanın da özelliklerini kapsayacak şekilde(Obez ya da Diabetli olduğundan risk fazla gibi) onam formunun değişken yerlerini hastaya dolduracak şekilde  alınmalıdır.

 

Özet Olarak

 

• Hastaya özgü onam alınmalı

• Onam  yukarıda açıkladığımız 8 maddeye cevap verebilecek özellikte olmalı

• Onam 18 yaş üstü ve kısıtlı değil ise şuuru kapalı değil ise mutlaka kendisinden alınmalı(eşi dahi olmaz)

• Elektif işlemlerde işlemden bir gün önce olmalı ancak bu mümkün değil aynı gün alınmışsa onamda mutlaka saat yazılmalı hekimin ve hastanın imzası olmalı. Bu saat işlemden önceki bir saat olmalı şahit de varsa onun da ismi yazılarak imzalatılmalı.

• Onamın bir örneğinin hastaya verildiği ispatlanmalı

• Görüntülü onam alınmak isteniyorsa hastadan kayıt için izin alınmalı






SAĞLIK MÜDÜRÜ DOÇ. DR. ABDUL...

GAZİANTEP SAĞLIK MÜDÜRÜ DOÇ.DR...

Bariatrik Cerrahi Diyetisyenli...

5. Empati Alışveriş Şenliği...

Türk eczacıya Fransa’dan ödül...

Dr. Aykut'un acı günü...

Türk Eczacıları Birliği seçiml...

Obstetrikte ve Jinekolojik Cer...

Prof. Dr. Mesut Özkaya, intiha...

...

Bir Sihirli Dokunuş Daha...

NAKSAN DAVASINDA TAHLİYE YOK...

Dr. Ömer Can Dai’ nin annesi v...

Sosyal hemşireliğe yepyeni bir...

PROF. DR. MEHMET YILMAZ, SANK...